Dirilişin Ayak Sesleri

“Diriliş”, heyecan verici bir kelime; bir anlamda “ba‘sü ba‘de’l-mevt”. Sosyolojik manada ise, bir ferdin, toplumun, bir devletin veya bir medeniyetin manevî olarak bütün hayat belirtilerini yitirip “ölü”hale geldikten sonra yeniden canlanmasını, hayat bulmasını ifade eder. Allah Teâlâ (c.c), kalbi katılaşmış, rûhen adeta ölmüş bir insan ve toplumun yeniden hayata dönmesini, ‘hayat kaynağı olan su/yağmur ile toprağın buluşarak, ölümünden sonra tekrar dirilmesine’ benzetir (Bk. Hadîd/16-17, vd.).
“Diriliş” kavramına vurgu yapmamızın nedeni, İslâm âleminin her köşesinde olduğu gibi, Türkiye’de de vahyî gerçeklikle ve İslâm’ın güzellikleriyle yeniden buluşan yüreklerin gözle görülür bir “diriliş” sürecine girmiş olması ve bu bağlamda “diriliş” merkezli aktivitelerin ve kampanyaların birbirini takip ederek, tetikleyerek, destekleyerek ve artarak devam ediyor olmasıdır…
İşte bu “diriliş” eksenli çalışmalardan biri, 10 yıldır ara vermeden ısrarla sürdürdüğümüz “Namazla Diriliş Seferberliği” ise, bir yenisi ve inşallah daha kuşatıcı ve kucaklayıcı olanı da, son iki yıldır devam eden ve geçen Cuma akşamı beşincisini Trabzon’da gerçekleştirdiğimiz “Diriliş Buluşmaları”dır. İnsanların sadece karnını doyurmayı değil “kalbini doyurmayı” da ilke edinen İHH’nın başarıyla organize ettiği Trabzon buluşmasına Abdullah Yıldız, Abdülmetin Balkanlıoğlu, İhsan Şenocak, M. Beşir Eryarsoy, Muhammed Emin Yıldırım, Nureddin Yıldız, Ramazan Kayan olarak birlikte katıldık. Civar şehirlerden ve hatta uzaklardan koşup gelenlerin de eklenmesiyle sayıları yaklaşık 10 bini geçen canlı ve heyecanlı bir kitleyle buluşmanın güzelliği bir yana, bu buluşmaların millet ve ümmet olarak yeniden dirilişimize vesile olacak büyük kutlu hamlenin ayak sesleri anlamına geldiğini görmek ve gözlemlemek hem içimizi ferahlattı ve hem de üzerimizdeki sorumluluk yükünü bir kat daha artırdı.
Farklı mekteplerde yetişmiş çok değerli hocalarımızın aynı masa etrafında muhabbetle yan yana oturarak, birlik ve beraberlik içinde kardeşçe yeniden ayağa kalkma hedefini işaret eden heyecan dolu konuşmalar yapmaları, Hayri Gür Spor Salonu’na sığmayan, ayakta kalan ve hatta bir kısmı da dışarıda kalan 10 bin küsur genç yüreği coşturmakla kalmadı, aynı zamanda -Allah’ın izni ile- İslâm’ın zafer günlerinin çok uzaklarda olmadığına dair umutları da tazeledi ve pekiştirdi.
Konuşma sırası kardeşinize geldiğinde, küresel şeytani güçlerin Birinci Dünya Savaşı arifesinde planladıkları “Müslümanları Kur’ân’dan uzaklaştırma” projesini, üstat Sezai Karakoç’un “Müslümanlar Kur’ân’dan uzaklaştı uzaklaşalı gün yüzü görmediler” tespiti ve teşhisi perspektifinden “Diriliş nesli”nin idrakine ve irfanına sunmaya gayret ettik… Kur’ân-ı Kerim’den koparılarak adeta “yaşayan ölüler topluluğu” haline getirilen milletimizin ve ümmetimizin ba‘sü ba‘de’l-mevti yani yeniden dirilişi de elbette tekrar Kur’ân ve sünnete dönmesiyle gerçekleşecektir. Bu sebeple “Diriliş Buluşmaları”, yüce Rabbimizin inayeti ve merhameti ile Türkiye ve Dünya Müslümanlarının şahlanışının önemli adımlarından biri hatta miladı olacaktır diye düşünüyoruz… Tıpkı Kudüs’ü ve Mescid-i Aksâ’yı, tam doksan yıl süren Haçlı işgalinden kurtarmak için başlattığı askeri hazırlıkları tamamlamak üzere iken, dönemin Müslümanlarının sabah namazlarını camilerde cemaatle kılmayı ihmal ettiklerini gözlemleyen ünlü Müslüman komutan Selahaddin Eyyûbî’nin sekiz yıl boyunca ulema ve ümera ile birlikte yürüttüğü bir tür “namazla diriliş seferberliği”nin neticesinde sabah namazlarında da camilerin ağzına kadar cemaatle dolduğunu gördükten sonra Allah’ın izni ve inayeti ile Kudüs’ü Haçlı işgalinden kurtarıp Mescid-i Aksâ’yı özgürlüğüne kavuşturması gibi, günümüzün Müslümanlarının da Kur’ân-ı Kerim’e ve Rasulüllah’ın (s) sünnet-i seniyyesine sımsıkı sarılarak ve namazlarını ikâme ederek, özellikle de sabah namazlarını cemaatle ve camilerde eda ederek Allah’ın nusretine/yardımına ve rahmetine nail olacaklarına inanıyoruz…
İşte o zaman, yani Allah Teâlâ (c.c) nusretini, rahmetini ve bereketini bizlere lütfettiği zaman yeni fetihler gerçekleşecek, insanların kalpleri ve gönülleri İslâm’ın nuru ile aydınlanarak, yaşam biçimleri Kur’ân’ın ve Sünnetin diriltici ve hayat verici ilkeleriyle buluşacak ve Müslüman dünya başta olmak üzere tüm insanlık yeni bir bahar yaşayacaktır…
“Ey Allah’ım!
Kur’ân-ı Kerim’i kalplerimizin baharı eyle!
Sadırlarımızın (iç dünyamızın) nûru eyle!
Kederlerimizin ve sıkıntılarımızın gidericisi eyle!”
Âmîn…
(*08 Mart 2016,www.yeniakit.com.tr)

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*